BLOG

Bir Yarış Hikayesi; IRONMAN KALMAR 2013

 |  Kategori: Triatlon Bilgilendirme  |  Yazan: Göksen Çınar  |  Yorum: 0 yorum

Bir Yarış Hikayesi; IRONMAN KALMAR 2013

Öncesine hiç bulaşmadan son 3 ay ile özetleyeceğim her şeyi. Haziran başı geldiğinde geriye dönüp bakınca, sürekli, hem manevi hemde fiziki bir çok hasarla uğraştığım bir kış geçirdim. Kalmar'a kayıt olurken hedefim hem sevdiğim arkadaşlarımla beraber yarış koşmak hem de en iyi zamanlarımdan birine imza atmaktı. Parkur buna çok müsaitti. Fakat kış dönemi, özellikle Runtalya sonrası geçirdiğim ayak-kalça-diş sakatlıkları öne çıkıyor ve kullanmak zorunda kaldığım antibiyotikler yüzünden hiç tam randımanlı antrenman yapamıyordum.

Açıkça ruhen de böyle bir tempoya hazır değildim. Kalmar'a hazırlık için Norveç'te 70.3 Ironman koşacaktım ve antrenman için sadece 3 hafta kendimi verebildim ve hedef olarak yorulmadan, İstanbul'a döndüğümde direk antrenmanlara başlayabilecek bir yarış koşmayı koydum. Güzelde yaptım.

Derken bir anda önümde 3-4 hafta kalmıştı. Hemen kısa bir planlama ile 3 bisiklet ve 3 koşu uzunu yapıp hazırlıkları tamamladım. Bu süreçte şubat ayı itibari ile toplam yüzme antrenmanı sayım 8 ve toplam mesafesi 12km dir. O kadar yüzemedim yani. Ve gün geldi çattı. 13 Ağustos Salı sabah 8.15 uçağı ile Kopenhag ve oradan da trenle Kalmar'a gidecektim. Salı olması size erken gelebilir ama bu yarış cumartesi yapılıyor ve 38 dereceden bir anda 16 dereceye gidiyoruz. Alışmak lazımdı. Sorunsuz bir şekilde uçak yolcuğu bitti ve saat 11 de Kopenhag havaalanında işim bitmişti ama trenimi ne olur

ne olmaz diyerek 13.26 ya almıştım. Arada gelen 2 Kalmar trenine binemedim ve 13.26 treni ile yola çıktım. Aktarmasız almıştım biletimi o yüzden yayıldım ve bilgisayarımdan film izlemeye başladım. Yolculuk 3.5 saat sürüyor tren ile. Bu yayılma yaptığım en büyük hata oldu. Anons yapmışlar ve ben duymamışım. Trende arıza varmış ve Malmö de aktarma yapıp başka bir Kalmar trenine binecekmişiz. Bir anda herkes treni boşaltınca panikle kulaklığı çıkartıp apar topar indim ve sordum ne oluyor diye. Olayı öğrenip diğer istasyona, 300 metre ileriye üst kata çıkıp başka yere inerek ulaştım ve işte o an yıkıldım. Çünkü kaskımı diğer trende unutmuştum. Geri dönemedim çünkü koca bisiklet ile oraya gidene kadar o tren giderdi ve diğerini de kaçırabilirdim. Allahtan aero kaskımı İstanbul'da unutmuştum ve Ali Rıza hocama ulaşıp getirmesini istedim. Yoksa birde kask alacaktım. Neyse başka sorun olmadan Kalmar'a ulaştım aksam 6 gibi ve otele doğru yola koyuldum. İstasyon şehre sıfır. Tren bence en güzel ulaşım yolu. Tavsiye ederim. Araç kiralamaya gerek yok. 

 

 

 

 

 

 

Otelin kapısına gelince günün ikinci şokunu yaşadım ve çok farklı bir uygulama ile karşılaştım.
Karşımda bir bina ve kilitli kapı. Üzerinde kodu girin ve açılsın yazan bir not. Kod nerede peki? O an aklıma Nirvana'nın yolladığı mail geldi. Çıktı alın ve saklayın diyordu. Açtım baktım ve kod'u orada bulum. Ve kapı açıldı. İçeride bir kapı daha ama onda şifre yok. Ama liste asılı kapısında ve benimde adım var. Oda 4, 1 kat yazıyor. Oranın kapısına geldim aynı şifreyi girmemi isteyen başka bir kapı. Onuda girdim ve
orayı da açtım. Odamı buldum ve girdim. Ama ne resepsiyon ne de bir 
Ama ne resepsiyon ne de bir görevli kimse yok.Odada kitapçık vardı. Onu okudum. Orada yazıyordu "Bu otelde resepsiyon yok" diye. Anahtarınız odada saklı onu bulun ve tatilinizin tadını çıkarın =) Onuda gardropda buldum ve yerleştim. İşte bu kadar enteresan bir otel. Ertesi gün planlarımıza göre sabah bisiklet akşam yüzmemizi yaptık. Expo'ya uğradık ve birşeyler aldık. O arada mini sprint tadında bir halk triatlonu vardı. Disk jantından mtb ye her şey vardı. En az 1500 kişi yarıştı. Yarış aksam 5'te başladı ve çok güzeldi. Perşembe sabah grup halinde koşu parkurunu bisiklet ile turladık ve kayıtları numaraları alıp dinlenmeye çekildik. Akşam bref vardı. Kurallar anlatıldı ve özellikle köprüde dikkatli olmamız söylendi. Çok rüzgarlıydı ve aerobarda kalmayın düşebilirsiniz dendi. Cuma sabah 7 de yüzme provası yapıp ardından öğlen gibi bisikletleri hiç sıra beklemeden bıraktık ve hafif bir koşu ile otele döndüm. 
6-7 dk otel-transition arası. Artık dinlenme ve yarışı bekleme zamanıydı. Saat 3'te uyumuşum ve 6 da kalktım. Sonra akşam yemeğine dışarı çıktım. Saat 8'de tekrar yataktaydım. Hep dinlendim açıkçası. Saat 10 gibi de uyudum hiç zorlanmadan. O aşırı stres yoktu üzerimde. Rahattım. Sabah saat 4.30 da kalkıp kahvaltımı yaptım ve wetsuitimi içime giyip yarışa doğru yola koyuldum. Akşamdan hazırladığım yemekleri çantalara ve bisiklete yerleştirdim. Yağmur ve rüzgar bekleniyordu o yüzden her branşta kıyafet değiştirmeye karar verdim. Mayo ile yüzüp, tayt jersey ile binip ince tayt ve askılı forma ile koşacaktım. Nihayetinde starta geldik..

Yüzme. 1.15.20

3960 metre gözüken, iki büyük tur atıp ardında sola kıvrılıp 800 metre daha gidip biten bir haritası vardı. Startta bizi derecelere göre ayırdılar. Kartonlara yazılan Pacelerin arkasına geçti herkes. Ben 1.15 pace'ine geçtim. 6.50 de prolar çıktı ve saat 7.00 de biz. Hayatımda en çok dayak yediğim yarış oldu. Çok yavaşlar vardı aramızda ayrıca arkada da hızlılar. Dönüşlerde kurbağa yüzenlerin topukları kafamızda patlıyordu. İlk tur zamana bakmadım. Su tatlı tuzlu karışıktı. Su yutsan bile etkilemiyor. tur dönüş yerinde ayağa kalkıp koşabileceğin kadar sığ yerden geçiyorsun. İkinci tur daha rahattı. ama ben hep birilerinin arkasına saklanıp draft yaptım. İyide yapmışım. Sıfıra yakın yüzme antrenmanı ile geçen senekinden daha uzun bir parkuru aynı zamanda bitirdim. Yüzmenin en kötü yanı ise son 800 de kanala girince bir anda su simsiyah oluyor. Özellikle son 200-300 metre kafanı suya sokunca korkuyorsun, o derece. Ve otlar var suda. Dikkatli olmak gerekiyor. Tiksinmemek 

T1 7.16

Çok sakin koşmadan çantamı aldım ve üstümü değiştirdim. O arada bir muz yedim. Uzun bir transition oldu ama kazanacağım 2 dk için bir şeyler unutmaya değmezdi.
 

Bisiklet 6.00.49

Hayatımda yediğim en sağlam rüzgar diyerek başlamak istiyorum. Önce bir 4-5 km gidip köprüye geliyorsun. Orası 6km uzunluğunda ortasında yükselti var. Buradan hızlı geçtik rüzgarın yarımıyla ama kafadan esecek bir rüzgarın habercisiydi aynı zamanda. Hep nabıza baktım. 142'nin üzerine çıkarsa averaj sonrasında ne olacağı belliydi; Patlamak. Ama öyle bir rüzgar esiyordu ki kafadan 26-28 gidiyorsun dümdüz yol kadans 90-95 ama nabız 145-150 aşağı inmiyor. Yapacak bir şey yok. Yanımdan vızır vızır geçiyor millet ama daha fazla basmayacağım diyerek ve illaki bunun dönüşü olacak diyerek sakinledim. O aradaki 50-60 km'yi 28.7 ile geçmişim. dümdüz yol siz düşünün. Sonrasında döndük ve rüzgar bir anda arkadan esmeye başladı. Nabız rahatladı hız 36-38 arasına çıktı. 96 km lik bu arayı 32.4 ortalama ile geçmişim.

Bu arada köprü 110km civarı geliyor. Ondan önce adanın dönüşünde dikey bir 10-15 km geçiyorsun. Düz yol. En fazla %1 eğim vardır. Ama öyle bir rüzgar yiyorsun ki hızın 19-23 arası en fazla. Çok yıpratıyor. Keza sonrasında rahatlasan da köprüde tekrar aynı rüzgara hatta daha sertine maruz kalıyorsun. Hakemler her yerde sürekli gözetliyor. Herkese ceza yağdırıyor. Draft imkansız. Ada bitip şehirden geçip ikinci turu atmaya başlıyorsun 122km de. Gidişi yine arkadan esiyor ama son 30 dönüş. Oraya kadar ortalamam 31.6 idi. Çok rahattım ve öyle gitsem sonuna kadar koşuya çok rahat çıkar ve o moralle iyide koşardım. Çünkü 7-7.10 arası koşuya çıkarsam sub 11.30 gelir diyordum. Fakat o son 30 da bir rüzgar dalgası daha yedik. avr 25 gelebilmişim o arayı, birde bitmişim. Bacaklarda yoruldu. Hesapta olmayan bir 15-20 dk daha pedal çevirdim. Bittiğinde bende bitmiştim. Son 30 km resmen çarptı herkesi. Bu arada enerji barlarım biraz yağlı imiş ve midemi bozdu çokta beslenemedim. Bununda çok etkisi var.

Hipotermi olmak üzereyken                                                                                                          Üzerimi değiştirdikten sonra

Koşu 5.18.57

İşte burası b
aşlı başına bir hikaye. Amacım 6-6.30 pace başlayıp her istasyonda dinlenip bir şeyler yiyip içip devam etmekti. Bunu yaptım da ama üzerim fazla ıslandı ve üşümeye başladım. 10k da hipotermi geçiriyordum. Tüylerim diken diken oldu.

 O arada beni desteğe gelen Nazlı ile karşılaşıp durdum ve biraz konuştuk. Üzerimi değiştirmezsem gidemem dedim. O an Göksu'nun çantasından bana bir bayan tshirtü verdiler =) onu giydim ve ısındım. Tekrar tempomu bulmaya başladım ama her istasyonda duruyordum. Finishte tur alanına gelince bir an düşündüm. Zamana baktım. Eğer kendimi max zorlarsam derecem 12.15-12.30 arası gelecek ama tadını çıkartıp eğlenirsem belki bir 20-30 dk atacak zaman ama ben iz bırakmış ve olaya renk katmış olacaktım. İkinci şıkkı sectim ve o anda durdum. Perküsyon ekibi vardı. Samba çalıyorlardı. Etrafta yüzlerce kişi. Ve ben o müzikle samba yapmaya başladım. 1 dk civarı dans ettim. Herkes coştu ve moralim de yerine geldi. sonrasında sürekli şakalar yapan birisi modundaydım. Finishten ilk tur geçişimde bir an duraksayıp çitlerden atlayıp finish tag'ına yöneldim. Daha ilk turum tabi. Spiker coştu o anda millet ayaklandı alkışlar filan. Çok hoştu. Sonrasında tekrar yürü koş yaparak devam ettim. Artık hiç zamanla yada o beni geçti şu yaş grubu du diye bakmadan organizasyonun tadını çıkardım. Bira ikram eden seyirciler vardı. Aldım birayı onunla sohbet edip içtim. Köpeği ile destekleyen vardı, durdum köpeğini sevdim. İkinci finish alanından geçişimde artık finish yapan atlet sayısı çoktu. Tekrar durdum. Yaslandım parmaklılara ve onları seyrettim bir 30 sn. spiker geldi mikrofonu uzattı sohbet ettik 1 dk civarı. Strech yaptık yalandan =) sonra mikrofonu aldım ve 'i need a run one more lap!' diyip alkışlar eşliğinde son tura başladım. O andan itibaren artık herkes adımı ezberlemişti. son tur tüm istasyonlarda tek tek tüm görevlilere teşekkür ettim. Tüm destekleyenlere teşekkür ettim. Bira veren abiyle tekrar bira içtim. Gördüğüm herkesi bu sefer ben alkışladım. Finishe gelirken son 500 metre artık sadece yürüyordum.

Yanımdan son hız geçip finishe gidenler vardı ama benim için 35 kişiyi geçmek o anda günün ruhuna aykırıydı. Türk bayrağımı çıkardım ve yavaş yavaş yürüyerek finishe yaklaştım. Spikerle göz göze geldik bir an ve durduk karşılıklı. Sonra çak bakalım yapıp selamlaştık. Nazlı'yı o an gördüm, Hawaii süsü taktı boynuma. Tabii bende belki 3000 kişiye kısa bir dans ettim. O kadar oyalanmışım ki spiker artık finishe git dedi. =)) Ve bitti..
 


 
Sonrasında ise çok rahattım. 5-10 dk muhabbet sonrası hemen finisher tshirtümü alıp bisikleti almaya gittim. Sonra odama duş ve finishe geri. Son geleni izlemek ve hawaii fişekleri seyretmek için. O son gelen çok havalı oluyor. 15.58 de geldi. Bir gün bende bunu yaparsam şaşırmayın =) Ertesi gün hawaii slot ve award seromoni ise mükemmeldi. Kısa bir hikaye. 40-45 yaşta birisi hawaii slotuna hayır dedi ve konuştu. Hawaii olduğu gün bakan olacakmış. O yüzden hawaii ye gelemiyormuş. Ne bakanlar var siz düşünün!!
 
Çok uzun oldu ama anlatırken ben yaşadım tekrar her şeyi. Umarım sıkılmaz okursunuz. =)) Size de böyle eğlenceli finish pozu vermek nasip olsun =)
 


 

 

Sevgiler...

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. Yazı, yorum eklemeye kapatılmıştır.